Rücu davasının araştırılarak, dava açıldıysa sonucu beklenerek PSD'nin mahsubu konusunda karar verilmesi

YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2014/17523
Karar Numarası: 2017/847
Karar Tarihi: 31.01.2017

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Davacılar vekili, davalının sürücüsü olduğu aracın yaya murise kusurlu olarak çarpması sonucu murisin vefat ettiğini, murisin davacıların eşi ve babaları olduğunu, murisin tarım ve hayvancılıkla uğraştığını, davacı ...’in üniversitede okuduğunu, davacı ...’in lise mezunu olup hayata hazırlandığını, müvekkillerinin destekten yoksun kaldığını, elem çektiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş ... için 4000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminat, ... için 2000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat, ... için 2000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat, ... için 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini davacı ... bakımından 7.368,34 TL’ye yükseltmiştir.

Mahkemece, ilgili Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ... ve ... için talep edilen maddi tazminat talebinin reddine, davacı ... için 205,54 TL maddi tazminatın 26/11/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... için 3.000 TL manevi tazminat, davacı ... için 2.000 TL manevi tazminat, davacı ... için 2.000 TL manevi tazminat, davacı ... için 2.000 TL manevi tazminat olmak üzere

toplam 9.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26/11/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davalı vekilinin ve davacılar vekilinin manevi tazminat ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde B.K.nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davalı vekilinin ve davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davalı vekilinin ve davacılar vekilinin davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde;

6100 Sayılı HMK.'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle mülga 1086 Sayılı HUMK'nun 427. maddesinde öngörülen temyiz kesinlik sınırı 1.1.2014 tarihinden itibaren 1.890 TL'ye çıkarılmıştır.

Davacı ... için 2.000 TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan tahsili talep edilmiş, mahkemece davacı ... için 205,54 TL maddi tazminata hükmolunmuştur. Davalı aleyhine 205,54 TL maddi tazminata hükmedildiğinden, davalı yönünden maddi tazminat ile ilgili verilen hüküm kesin niteliktedir. Davacı ... için bilirkişi raporuyla belirlenen miktar 205,54 TL olup, reddedilen kısım 1.794,46 TL olduğundan davacı ... yönünden de maddi tazminat ile ilgili verilen hüküm kesin niteliktedir.

Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin ve davacılar vekilinin davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

3-Davacılar vekilinin davacı ... ve davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, ceza yargılaması sırasında alınan ve kesinleşen bilirkişi raporundaki kusur dağılımının oluşa uygun olması sebebiyle benimsenmesinde, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın (aşağıda (4) no’lu bentte belirtilen husus dışında) hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacılar vekilinin davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili yerinde görülmeyen tüm ve davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

4-Davacılar vekilinin davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili sair temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından vefat edenin yakınlarına bağlanan aylığın niteliği ve bağlanan aylığın rücuya tabi ödemelerden olup olmadığının belirlenmesi zararın tazmininden sorumlu olanların mükerrer ödeme yapmasının önüne geçilmesi ve zarar görenlerin gerçek zararlarının üzerinde sebepsiz zenginleşmemesi için önemlidir.

5510 sayılı Yasa’nın 21. maddesinde; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve  güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca,  kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için,  kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya  kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez.” düzenlemesi getirilmiştir.

Somut olayda davalının sürücüsü olduğu aracın asli kusurlu olarak yaya murise çarpması sonucu muris vefat etmiştir. SGK tarafından gönderilen 26.03.2014 tarihli müzekkere cevabında, kaza sonucu davacı eş ...l’e ölüm aylığı bağlandığı, ilk peşin sermaye değerinin 54.729,18 TL olduğu, 5510 sayılı Yasa’nın 39. maddesi gereği rücuya tabi olduğu bildirilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 16.01.2013 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı eş ... için hesaplanan tazminattan ilk peşin sermaye değeri mahsup edilmemiş, mahkemece davacı eş ...’e bağlanan aylığın SGK yazı cevabına göre rücuya tabi olduğundan bahisle ilgili bilirkişi raporunda hesaplanan tazminattan ilk peşin sermaye değeri mahsup edilerek davacı ... bakımından destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

SGK tarafından gönderilen 18.03.2014 tarihli yazı cevabında Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2010/10591 Esas, 2010/14997 Karar sayılı ilamına istinaden davacı eş Meral’e aylık bağlandığı bildirilmiştir. UYAP ortamından yapılan sorgulamada ilgili ilk derece mahkemesi olan ... 3İş Mahkemesi’nin 14/06/2010 tarihli, 2010/5 Esas, 2010/401 Karar sayılı ilamında davacı murisi ...’nın 01/09/2000-01/09/2003 tarihleri arasında üç yıllık süre ile 2926 sayılı yasaya tabi zorunlu tarım bağkur sigortalılığının kabulüne, toplam sigortalılık süresine göre davacı ...’ya 01/06/2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2010/10591 Esas, 2010/14997 Karar sayılı ilamıyla 02.11.2010 tarihine hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. SGK tarafından gönderilen 27.06.2014 tarihli yazıda işbu dava davalısı ...’e karşı işbu dava davacısı ...’e bağlanan peşin değeri olan ölüm aylığının rücuen tahsili için 22/01/2015 tarihinde ... 9. İş Mahkemesi’nin 2014/510 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı bildirilmiştir. UYAP ortamından yapılan araştırmada ... 9. İş Mahkemesi’nin 2014/510 Esas, 2015/31 Karar sayılı dosyasında mahkemece 22/01/2015 tarihinde ... İş Mahkemesi’nin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilip hükmün Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2015/4096 Esas, 2016/6906 Karar sayılı ilamıyla 28.04.2016 tarihinde onandığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece SGK tarafından işbu dava davalısı ...’e açılan rücu davasının akıbeti araştırılarak, yetkili mahkemede dava açıldıysa sonucu beklenerek peşin sermaye değerinin mahsubu konusunda dava sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ve davacılar vekilinin manevi tazminat ile ilgili tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ve davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinin davacı Meltem hakkında kurulan maddi tazminat ile ilgili mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili yerinde görülmeyen tüm ve davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat hükmü ile ilgili temyiz itirazlarının kabulü ile davacı ... hakkında kurulan maddi tazminat ile ilgili hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 125,85 TL fazla alınan peşin harcın temyiz eden davacı ...'ya geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 471,38 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 31.01.2017 gününde üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2.maddesi gereğince uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'nun 427.maddesi gereğince temyiz kesinlik sınırı değerlendirmesinde maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamının gözönüne alınması gerektiği görüşünde olduğumdan ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle temyiz isteminin reddedilmesine ilişkin (1) nolu çoğunluk görüşüne katılmıyorum.